1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Güvenlik uzmanı: Türkiye artık güvenilir bir aktör değil

6 Eylül 2017

15 Temmuz sonrası güvenlik kurumlarına yönelik adımları değerlendiren Alman güvenlik uzmanı Liedtke, "Türkiye'nin istikrarına zarar veriyor" dedi. Liedtke, Türkiye'nin uluslararası kurumlarda yalnızlaştığını da savundu.

https://p.dw.com/p/2jQiX
Türkei Tayyip Erdogan mit General Hulusi Akar
Fotoğraf: Reuters/U.Bektas

Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, ordu, polis ve son olarak istihbarat teşkilatında yapılan değişiklikleri DW Türkçe'ye değerlendiren Alman güvenlik uzmanı Dr. Bernd Liedtke, "Bu sürecin Türkiye'nin istikrarına da zarar verdiğini düşünüyorum" diye konuştu.

40 yıldan uzun bir süre Alman polis teşkilatında görev yapan Liedtke, Türkiye'nin NATO, İnterpol ve EUROPOL gibi kurumlarda yalnızlaştığına da dikkat çekti. Alman güvenlik uzmanı, stratejik bilgilerin Türkiye ile paylaşılmadığı yönünde izlenimi olduğunu aktardı.

DW Türkçe: Türkiye'de son dönemde ordu, polis ve istihbaratın yeniden yapılandırılması sürecini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkei Menschen auf Panzern mit türkischer Flagge
15 Temmuz sonrası ordu ve poliste çok sayıda ihraç gerçekleştiFotoğraf: Getty Images/G.Tan

Dr. Liedtke: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türk güvenlik mimarisini yeniden yapılandırmasını endişeyle izliyorum. Kitlesel tasfiyeler yapıldı. Emniyet, MİT ve TSK'dan on binlerce kişi görevden alındı. Aileleriyle birlikte 1 milyondan fazla kişiden söz ediyoruz. Ayrıca MİT'i, Meclis'e sormadan, Kanun Hükmünde Kararname ile kendisine bağladı. MİT her devlet kurumuna, TSK dâhil, müdahale edebilecek yetkilere sahip. Öte yandan şu noktaya da dikkat çekmek istiyorum. Emniyetteki üst yönetim her ne kadar AKP'ye yakın olsa da, yaklaşık 245 bin polisin görev yaptığı teşkilatın tamamı için bu geçerli değil. Türkiye'nin güvenliğinden sorumlu kurumlarda yaptığı değişiklikler çok çok tehlikeli. Bu sürecin Türkiye'nin istikrarına da zarar verdiğini düşünüyorum.

DW Türkçe: 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, size göre Türk hükümetinin böyle bir girişimin tekrarlanmasını önlemek için adımlar atması gerekmiyor mu?

Dr. Liedtke: Yapılması gereken darbe girişiminde bulunan askerlerin yargılanması, cezalandırılması, ordudan uzaklaştırılması. Ancak yapılanlarda her türlü ölçü kaçırılmış durumda ve bana göre Erdoğan darbe girişimini TSK'yı artık tamamen saf dışı etmek amacıyla kullanmak istedi. Ordudaki laikleri de tasfiye etmeye girişti. Ama TSK, NATO'nun en büyük ikinci ordusu ve bana göre bunda başarılı olamadı. Ben şu sıralar, Türk polis teşkilatı üzerine bir kitap yazıyorum. Sizlerin de bildiği gibi, Türk Emniyeti'nin temeli 1854'te atıldı. II. Abdülhamid, 1860'larda bir istihbarat teşkilatı kurdu ve bununla, devlet kurumlarındakiler de dâhil, muhalefeti tasfiyeye yöneldi. Osmanlı'yı örnek aldığını söyleyen Erdoğan da aynısını yapıyor. Paralellikler var. Ancak şimdi bu kurduğu birimler, diğer güvenlik güçleriyle anlaşmazlık içerine girerse ne olur?

DW Türkçe: Türkiye, güvenlik alanında önemli sorunlarla karşı karşıya. Terörle mücadele, Suriye kaynaklı tehditler. Güvenlik kurumlarında bu değişim sürerken, zaafiyetlerin olabileceğini, büyük sorunların yaşanabileceğini söylüyorsunuz. Bunların etkileri neler olabilir?

Dr. Liedtke: Kürt sorunu çözülmedi. Ayrıca Türkiye'de ekonomide gerileme yaşanıyor, muhafazakâr orta kesimde Erdoğan'a destek azalacak. Türkiye'nin ne yazık ki çok zorlu bir dönemece girdiğini düşünüyorum.

DW Türkçe: Son dönemde Türkiye ile Almanya arasında güvenlik alanında işbirliğinde durum nedir?

Dr. Liedtke: İki ülke istihbarat teşkilatları ve emniyet birimleri arasındaki işbirliğinin durma noktasına geldiğini duyuyorum. Güvenlik politikaları açısından bu her iki taraf için kötü bir durum. Sadece IŞİD, cihatçılar gibi konularda değil uyuşturucu kaçakçılığı gibi örgütlü suçlara karşı işbirliği de durma noktasına gelmiş durumda.

Der türkische Präsident Recep Tayyip Erdogan kommt am NATO-Gipfel an
Fotoğraf: Reuters/C. Hartmann

DW Türkçe: Alman hükümeti Türkiye'de vatandaşlarının tutuklanmasından büyük rahatsızlık duyuyor, Türk tarafı ise önce Almanya'nın terörle mücadelede Türkiye'ye destek vermesi gerektiğini savunuyor. Sizin değerlendirmeniz nedir?

Dr. Liedtke: PKK ile yeterince mücadele edilmediği, Fethullah Gülen cemaati hakkında soruşturma yürütülmediği gerekçe gösterilerek, Türkiye'de peş peşe Alman vatandaşlarının tutuklanması bir özgüven değil, zaafiyet göstergesidir. NATO'ya bakın, Batılı müttefikleri, yetkin Türk muhatap bulamadıklarını söylüyor. Türkiye NATO içerisinde eskisi kadar güvenilir bir aktör değil, hatta izlenimim, stratejik bilgilerin Türkiye ile paylaşılmadığı yönünde.

DW Türkçe: Size göre böyle bir yaklaşım değişikliğinin nedenleri neler? Bundan sonra neler yaşanabilir?

Dr. Liedtke: Rusya ile istihbarat alanında yeni bir işbirliği yapıldığı yönünde bilgiler var. Yani Türkiye istihbarat konularında Rusya'ya daha da yakınlaşıyor. NATO'da kimse bunu istemiyor. Kimse Türkiye'yi NATO'dan atmak istemez ama gerçek şu ki Türkiye NATO'da yalnızlaşmış durumda.

DW Türkçe: Türkiye'nin İnterpol üzerinden çıkardığı yakalama kararları da gerilimi tırmandırdı. İnterpol'deki işbirliği nasıl etkileniyor?

Dr. Liedtke: Türkiye, Atatürk zamanında kurulan ve günümüzde İnterpol olarak adlandırdığımız kuruluşun kurucu üyesi. Günümüzdeyse, tıpkı NATO'da olduğu gibi İnterpol'de hatta EUROPOL'de Türkiye artan oranda yalnızlaşmış durumda.

DW Türkçe: Gülen yapılanmasına karşı Almanya'nın adım atmasını isteyen MİT Alman tarafına bir dosya vermiş ve bu dosyanın içeriği basına yansıması üzerine büyük tartışma yaşanmıştı. Siyasiler bu listelerde adı geçen kişilerin tehlike altında olabileceğini söylüyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Liedtke: Anayasa Koruma Teşkilatı tarafından eyaletlere iletilen listelerde yer alan kişiler yerel güvenlik makamları tarafından bilgilendirildi. Benim bilgilerime göre listede yer alan herkese, 'listede yer alıyorsunuz, Türkiye'ye seyahat etmemenizi öneriyoruz' dendi.

© Deutsche Welle Türkçe

Değer Akal